<
<
Okula başladığından beri ilginç gelişmeler oldu oğlumda.. Sana minik sıpam derken şimdi kuzum diyorum sanki biraz duruldun biraz daha ağır abi oldun :) Hele okuldaki
fotoğraflarına bakınca bildiğin bi kuzu gibi.. Bu çekingenliğini biraz olsun atabilmen biraz girişken olup annecilikten sıyrılman için umuttu bu okul benim.. Öğretmenin bu 4 ayda olumlu gelişmeler kaydettiğini söylüyo.. İlginçtir ki benim 5 kez söyleyip anlatıpta yaptıramadığım şeyi öğretmeninin sadece 1 kez söylemesiyle yapıyosun.. O bi ilah gibi nasıl bi sevgi anlatamam evde sürekli kulaklarını çınlatıyoruz öğretmenim böyle dedi şöyle yaptı diye :))
İlk karnemizi aldık hepsi kırmızı gülen surat :) ancak gelişim dosyasında 3 eksimiz vardı bunlarda evde bilip yaptığı ancak okulda heyecanla atladığın şeylermiş.. önemli değil yani..
Şimdilik gelişmeler olumlu yönde umarım bu seneyi iyi değerlendirebiliriz çünkü seneye devlet okulunun anasınıfına gidecek ve hiçbirşey özel kreşte olduğu gibi olmayacak... uzun bi maraton seni bekliyo kuzum.. senin için herşeyin en iyisi olması dileğimle..
/div> posted by | <<0comments < <
<
<
Okula başladıktan sonra hastalıkları sıklaşmaya başladı, bademcik iltihaplanması, farenjit derken bronşite yakalandı.. Tedavimiz uzun ve sancılıydı, yüksek ateşle boğuştuk gecelerce.. Bir süre sonra atlattık derken yine bronşlarında daralma var ve yine şurup kullanıyoruz. Çocuk dr.umuz ısrarla alerji testi yaptırın diyo ancak k.b.b. dr.umuz bunun tam teşhis edilemediğini, edildiği kadarının genelde yeterli tedavisi olmadığı üzerinde duruyo.. Bu durumda ne yapılmalı? konusunda kararsız kaldım..

Haftabaşı göz için fikir alalım hem gözlük noları değişmişmidir diye başka bir dr.a gittik, dr.un muayenesi sonucu bulgusu "çapraz kayma mevcut olduğu için ameliyat şart" oldu.. şimdiye kadar yapılan bantla kapatma çalışmalarının ve gözlük kullanımının gözde olumlu gelişmeler kaydettiğini farkettiğini söyledi ancak ameliyat kaçınılmaz gibi.. şimdi bunun araştırması içindeyiz.. Çünkü ameliyat edilirse bile tekrar kayma riski varmış.. Bu durumda bir süre daha beklesek mi diye düşünüyoruz. Ancak 6 yaşa kadar beyine bu gör emri verildi verildi verilmedi ameliyat edilse bile tam görme sağlanamaz demişti dr. Bunuda değerlendirmek zorundayız.. Sonuç itibariyle dr.un gözle ilgili anlattıkları mantıklı geldi hani ne kadar erken o kadar iyi demeye getirdi çünkü 6 yaşa kadar göz alabilceği olumlulukları alırmış yani gelişimi tamamlanırmış daha fazlasını beklemeyin bu çapraz kayma olmasa kesinlikle ameliyat önermezdim görme durumu iyi çünkü dedi.. şimdi tırım tırım bu tür ameliyat olmuş çocuklar arıyorum op. ne kadar şart ve sonrası nasıl olmuş vs diye geniz etinden kurtulduk şimdi derdimiz göz :((
/div>
posted by | <<0comments < <
<
<
Geçmişte yazdıklarımı gözyaşlarım arasında okudum. Nasıl da geçmiş zaman şaşkınlık içindeyim. Hayatımızda o kadar çok şey değişti ki nereden başlasam bilemiyorum, her detayı her seneyi bir bir kaydetmek istiyorum… Ne mümkün…
Son yazdığımda daha 2 yaşında bile değilmişsin şimdi ise 4,5 yaşında oldun ve okula gidiyorsun.. Büyük bi değişim değil mi bu? Bu kayıp 2 seneyi atlamak istemiyorum.. Gün gelipte bu sayfaları okuduğunda geçmişte kendinle ilgili bir çok cevabın olsun istiyorum.. Başından beri çabam o yöndeydi, halen daha öyle..
Şu son 2 seneyi nasıl özetlesem diye düşünüyorum, hmm şöyle devam edeyim; 2 yaşından sonra konuşma işini tam anlamıyla çözdün diyebilirim. Wc alışkanlığı kazanabilmen çalışmalarındayken sen çok eğleniyodun ama biz aynı fikirde değildik. Sürekli hareket eden sürekli bir şeylerle meşgul olmayı isteyen ve o meşgalesiyle uzun vakit geçiremeyen bi çocuktun. Daha o yaşlarda puzzle olan ilginle dikkatimizi çekiyodun, şimdilerde uzman oldun diyebilirim. 2. ve 3. yaş gününüde ailecek kutladık yine sevdiklerimiz vardı. Yüzmeyi daha çok sevmeye başlamıştın, havuzdan çıkmıyodun diyebilirim. Gün içinde çeşitli oyunlar oynayarak geçiriyoduk vaktimizi, akşam baban gelince değmeyin keyfine :) Birlikte oyun oynamaktan çok hoşlanıyordunuz (hala öyle). Her oyuncak almaya gittiğimizde sen motorların helikopterlerin uçakların peşinden ayrılmıyodun.. Hele ki otobüslerin :) O yaz sana 3 tekerlekli bisiklet aldık (fotoğraflarda görürsün fıstık yeşilli) Çook sevdin ve bu yaza kadar (2 sene) kullandın. Şimdi ise iki tekerleklisine sahipsin, yalnız arkada iki yardımcı lastikleri var (şişş aramızda kimseye söylemeyiz) 3 yaşından sonra oturduğumuz yerden birkaç arkadaşınla haftada bir gün evde buluşup sizin oynamanızı sağlıyoduk. Bir sürü arkadaşın vardı ama sen aralarına pek karışamıyodun.. Haftada 1 harici diğer günler parkta bahçede birlikte olmanıza rağmen hemen benimseyemedin arkadaşlarını.. Şimdi her biriyle kanka oldunuz :) Bu arada arkadaşlarının isimlerini yazayım (alfabetik sırayla) Ada Nil, Aslı, Can, Ece, Emirhan, Kaan, Kerem, Naz.. bunlar en sık görüştüklerin..
Eski yaramazlıklarından hiç vazgeçmedin hala koltuk tepelerinde gezmekten atlayıp zıplamaktan çok fecii hoşlanıyosun.. Ama şu bir gerçek ki artık daha iyi anlaşıyoruz seninle, çünkü birbirimizi anlamak istiyoruz ve bazı huylarımız birbirimize benziyo.. En basiti "inatçı ama ikna edilebiliriz".. Ben bunu çözdükten sonra sana birşeyleri anlatıp bir uzlaşmaya daha kolay gidebiliyoruz..
Bu yazıma Geçmişteki fotoğraflara bakarak birkaç şey daha ekleyebilirim diye düşünüyorum.. Şimdilik bu kadar..
/div> posted by | <<0comments < <
<
<
Ramazanın ilk günü sabah kaltık babamız işe gitti biz kavaltı yapıyoruz.. Erenay a dedim ki
-- oğlum ben bikaç gün sonra seninle birlikte kahvaltı yapmıycam sana hazırlıycam bitek sen yiyceksin..
-- sen niye yemiyceksin?
-- ben de baban gibi oruç tutucam!
-- babam damı yemek yemiycek?
-- hayır o gece yedi tüm gün hiç bişey yemiycek su içmiycek akşam eve gelince sıcak pide alıcaz güsel yemekler yapıcam o zaman yiycek
-- sen neden yemiyceksin
-- e bende o zaman oruç tutucam
-- hee yani babam şimdi oruç tutmaya mı gitti??
-- baban işe gitti ama oruçlu şimdi bişey yemiycek
-- sen yarınmı oruç tutmaya gidiceksin
-- hayır oğlum cuma günü
-- annneeee nolur beni evde bırakıp oruç tutmaya gitmeyin!!
-- oğlum bi yere gitmiycem sadece bende baban gibi gece yiycem gündüz yemeyip akşam caminin ışıkları yanınca birlikte yiycez..
-- (ağlar bi halde) annee nolur beni bırakıp oruç tutmaya gitme sende
-- oğlum oruç tutmak için bi yere gidilmez
-- ee babam niye oruç tutmaya işe gidiyo?
-- oğlum (derken göz yaşlarını sildim) oruç evde de tutulur iş yerinde de dışardada yani heryerde oruç tutulabilir
-- ama nolur bende geliyim oruç tutmaya (sanki balık tutmaya gidiyoruz yaww)
-- oruç tutmak demek namaz kılmak gibi Allah a bir ibadet şeklidir.. nasıl anneannen deden namaz kılıyo aynı onun gibi oruçta tutuyolar..
-- peki anne sen niye namaz kılmıyosun?? (aha aldınmı soruyu işte hadi ver cevabını bakalım)
-- ee şey oğlum kılıcam inşallah Allah tekrar nasip etsin kılıcam oğlum.. şimdi oruç tutmanın gece yemek yiyip gün içinde yemek yemeyip su içmeyip akşam ezan okununca yemek yemek demek olduğunu anladın mı?
-- evet anladım ama bende oruç tutmaya gelcem sizle :))
/div>
posted by | <<0comments < <
<
<
Dün başladık sayılır sabah gittik (bu gidiş anımızdan az evvel çekilmiş fotolar görüldüğü gibi gayet hazır ve mutlu) günde 1 saatle başlıycaz demişlerdi dün, 1 saat sonra getirdiler ben bahçede bekledim yüzünde garip bi ifadeyle geldi annee beni bırakma dedi :)) ne oldu dedim ben anneme gidicem dedim beni hep kucaklayıp başka odalara götürdüler dedi.. yani sınıfları gezdirmişler oyalamak için :) bugün 2 saate yakın kaldı ben gene dışarda bekledim ama gitmek istemedi anne öğretmen gitsin ben senin yanında kaliim dedi olmaz okula girmen lazım arkadaşların oynamak için bekliyolar dedim öğr. kucaklayıp ikna ederek götürdü.. çıkışta okul md.ü yla konuştuk biraz Erenay ın genel davranış açısından hazır olduğunu ama o ilk annenin bırakıp gitme anının zor olacağını söyledi.. yani siz burda bahçede bi hafta da bekleseniz bir yılda, ilk bırakıp gidiş anınız kriz olucak o yüzden adaptasyonunu hızlandırırız dedi. bakalım yarın da bekliycem ama cuma biraz daha uzun kalıcak ben bi kavacık turu atıcam :) şimdilik sabah kalkma ve gitmiycem krizine girmedik ama muhtemeldir hiç heveslenmeyin dediler..okul konusunda en iyi tercihi yaptığımı düşünüyorum walla umarım yanıuılmam. 20 yıllık deneyimleri var toplam 20 kişi çalışıyolar her sınıfta 1 asıl öğretmen 1 yardımcı var ara sınıflar için yedek öğretmenler var misal hasta veya alışmamış çocuk varsa diğer öğrt. başka sınıfta ilgileniyo çocukla filan gibi olumlu yönlerini gördüm.. umarım şu adaptasyon sürecimiz en kısa zamanda hallolurda ben de işe başlarım..
/div> posted by | <<0comments < <
<
<
Ameliyatımızı nihayet olduk on gün süren antibiyotik tedavisi eşliğinde artık daha iyi ama iyi demeye korkar haldeyim tık tık maşallah diyim..
Ptesi (21.01.08) sabah gittik işlemler filan derken 9 u buldu ameliyat için hazırlanmamız, odada koluna aparat takma ve kan alma işlemi vardı koluna destek olmak için ben seçti anne sen gel dedi ben bakamıyorum o hem bakıyo hem ıgh yapıyo sadece derin bi uff çekti sonra gıkı çıkmadı işlem bitince bende yüz bembeyaz olmuş "bayılabilirmiyim" dedim hemşireler gülüyo Erenay annene destek ol diye :) Yan yatakta aynı ameliyatı olacak olan bi çocuk vardı zırladı durdu moralini bozdu Erenayında bizimkide başladı hadi anne gidelim sevmedim ben burayı diye. 9,20 de ameliyathaneye doğru yol aldık asansörde bizi de istedi (babası annem ve babam) sıkış tepiş bindik ameliyathanenin kapısına kadar gittik asansöre binmeden hemen önce sakinleştirici yaptılar, onun etkisiyle Erenay biraz panik oldu sanırım başı döndü. Yatağından doğrulmak istedi doğrulamadı orda korktu boynuma asılmaya çalıştı ben yatağın üzerine eğildim sarıldım elimi tuttu öptü bırakma beni anne dedi içim parçalandı ama duygusal davranmıycam diye söz vermiştim sağlam durmaya çalıştım ağlamadım bile.. Biliyorum başlarsam susamam onun için çok sıktım kendimi. 9,30 da ameliyathaneye girdi en son el salladım burda bekliycez dedim oda korktu gözlerini kapadı gitti benim içimde kocaman bişey koptu öylece bakakaldım. Ameliyathane kapısında bekleme konusunda deneyimliyim sanıyodum Ali yi 3 annemi 2 ablamı 3 kez beklediğim için.. Meğer bu en zoru imiş Allah dermansız dert şifasız hastalık vermesin kimseye..
Neyse ordaki bekleyiş oldukça zorluydu merdivenlere oturdum kalktım volta attım kapının aralığından baktım vs geçmedi o bi saat.. Sonunda 10,40 da kapı aralığından (yarım cm kadar bi yer) yatağının çıktığını gördüm çıplaktı ayağa kalkmaya çalışıyodu hem anneee diye ağlıyo hem öksürüyodu kapı kilitli bişey yapamıyorum anestezi dr.u başında başını okşuyo "götürcem şimdi annene" diyo yatağı sağa sola götürüyo Erenay sakinleşemiyo "boğazım acıyo anneee" diye ağlıyo biz dördümüz dışarda tepiniyoruz ama içeri giremiyoruz kapıyı kırıp giresim geldi sesimi duysa daha çok çırpıncak gelmek istiycek görmek istiycek daha kötü olur diye sesimi çıkaramadan izledim ordaki halini. Anestezi dr.u kucağına aldı sakinleştirmeye çalışıyo kat hemşirelerinin gelmesini bekliyolar 10-15 dakika kaldılar orda ömrümden ömür gitti neyse hemşire göründü ameliyathane kapısı aralandı ben içeri daldım burdayım oğlum dedim kucağıma almak istedim dr yatırdı üşüycek dedi asansöre bindik yine hepberaber feryat ediyo annee diye çok korkmuş yavrum orda bizi göremeyince. Zaten ben ameliyatı anlatırken hep sorduğu "beni ordamı bırakıcaksınız"dı ve ayıldığında bizi göremeyince panik olmuş kuzuuuum. Asansörde aldım kucağıma tirtir titriyodu sesi farklı konuşamıyo sarılmak istiyo kolu acıyo.... O kadar çok detay varki ağlıyorum anlatırken.. Odaya kucağımda girdik odadaki diğer çocuk biraz sakinleşmişti nihayet bu sefer bizimki baarıyo daha çok acıyo boğazı acıdıkça baarıyo babasına sarılıyo yüzümüzü tutuyo gidelim burdan gibi bişey diyo kucağımda sallayarak uyuttum bi zaman uyudu uyandıkça elini boğazına sokup kaşımak istiyo kaç kez ağzında yakaladım elini burnunu kaşıyo kulaklarının içine parmak sokmaya çalışıyo ama agresif ve sinirli hareketlerle ve gidelim artık diye..
Bi ara bi saat kadar aralıksız uyudu o sırada abimle özlem geldi uyandığında onları görünce böyle bi garip baktı araba almışlar, görmek istermisin dediler kafa salladı pillerini takmak istedi ama kumandasının şarjı yok diye çalıştıramadık. (eve geldiğimizde hemen şarj ettik epey oyalandı oynadı onunla hatta şuan bile ayağımın dibine sürüp duruyo)
dr.u geldi neler yapıldığını anlattı gayet başarılı geçti dedi geniz etinin tamamını almışlar bademciklerini radyo dalgasıyla küçültmüş (2-3 hafta içinde farkedilir hale gelirmiş) kulaklarına çizik atıp içerdeki duruma bakmış zar çökmesi vardı onun için biraz oyalanmış kulaklarda ama tüp takmayı uygun görmemiş, sadece parasentez yapmış tedavi sürecinde düzelebilcek durumdaymış.. Haftasonu kontrolümüz var o zaman bakıcak kulaktaki çizikler kapanmışmı diye o zamana kadar yıkamıycaz.
15,30 da çıktık ağrı kesici ateş düşürücülerini burun damlası ve antibiyotiğini kullanıyo evde de biraz halsiz şekilde uyudu sonra çorba içti biraz soğuk yoğurt ve dondurma yedi derken epey kendine geldi arabalarıyla oynadı hatta yaramazlık bile yaptı ;) performansından hiçbişey kaybetmemişsin diyoruz :))
Arada bi boğazım acıyo filan dedi ama genel durumu iyiydi. Bugün sabah boğazım acıyo diye uyandı ama şimdi gayet iyi. Sesi hala kendi sesi değil hırıltılı konuşuyo ve katı şeyler yiyemiyo.
Şükür ki atlattık gibi bundan sonra da pek ağrısı olmaz sanırım..

Hepimize sağlıklı günler..
/div> posted by | < <
<
<
<
<
C.tesi (25,03,06) prevnar aşısı vardı hasteneye gidecektik zaten cuma öğlenden sonrada nezle oldu burnu akıyo bazen akamıyo tıkanıyo nefes alamıyo sprey sıktırmıyo filan baktık bu gece daha kötü oldu ateşi filan çıktı (biraz) zar zor uyudu. bi hapşuruyo şlaap yere yapışıyo sümük ıyykkkkk. bide sakız istedi benden biraz verdim çiğniyodu bi hapşurdu sakızı üstüme fırladı çok güldüm yaa. neyse işte sabah kalktık yine tıkalı burun sprey sıktırmıyo ağlıyo vızır vızır neyse babası geldi öğlen gittik dra. aşı için geldik ama nezlemizde var dedim kulağına boğazına filan baktı muayene etti hafif bi gribal enfeksiyon, burun spreyi ve evde varsa actifed kullanın ateşi çıkarsada calpol verin dedi. ve karnını testislerini filan muayane etti, sağ tarafıdna epey oyalandı, arkaya doğru baktı tekrar sağ karnına göğüs altına doğru baktı elledi filan sonra dediki, karaciğerde biraz büyüme farketim elle dedi anaaa dedik. endişelenicek bişey olduğunu düşünmüyorum ama evet bişey yokmuş demek için bi kan tahlili yaptıralım dedi hay hay dedik. ki zaten bu ay kan sayımı sedimentasyon filan yapılcaktı bide o artı olmuş oldu. kan tahllili şeyleri yazdı ama önce aşıları yapalım dedi. bu prevnarı tekrar sordum neydi bu broşüründe sadece difteriden bahsediyo dedim, o sadece bi özelliği dedi zatürre ve menenjitide kapsıyo ve artı bi iki bişey daha söyledi ama hatırlamıyorum. pnömokok aşısı imiş bu. anam buda boru gibi kazık gibi bişey yaa, bi aşı 122lira olurmu cık cık cık. neyse onu yapmadan önce bide hepatit A yapalım dedi. ee dedim 2 yaş itibariyle diilmi o ??? yok dedi 2006 dan itibaren 1 yaşından sonra yapılmaya başlıyo yeni yönetmelik buymuş. istemezseniz yapmayalım dedi. yapalım dedim bende önümüz yaz havuz filan zaten endişeleniyodum iyi olur dedim. önce prevnarı yaptı sonra diğer bacağada heptit A yı yaptı. bizim ki katıldı ağlamaktan sinir oldu sıktıkya zırladı durdu. neyse aldık kucağımıza sakinleşti filan. neyse aldık kan tahlil istek fişini elimize kan odasına gittik. benim içim daraldı fena oldum nasıl olcak diye. gittik kayıt filan yapıldı tekrar geldik kan alma odasına içeri girdik ben bayıldım bayılacam :( neyse kız güzel ve ilgliydi ama benim fenalaşmamama yeterli olmadı güzleliği. kucağıma oturdu ben elini ve omuzunu tutuyorum babası telefondan müzik dinletiyo, kızlardan biri elini tutup sıkıyo diğeri kan tüplerini tutup değiştiriyo. neyse iğneyi batırmadan Erenay kopardı çığlığı zaten o sırada iğnede battı elinin üstüne hemde, ayy gittim ben gittim bacaklarım titriyo, Erenay çığlık atıyo, kız elini bırakıp bırakıp sıkıyo kan damlasın diye, diğeri tüp dolduruyo ben Erenayı sabit tutmaya çalışıyorum o çığlık atıyo babası tamam oğlum filan diyo ben öpüyorum sıkıyorum kolunu tutuyorum ağladım ağlıycam bayıldım bayılacam, tamam oğlum geçecek az kaldı arabaya bincez gın ğın yapcaz atta gidicez diyorum kız öteki tüpü getiriyo. anam ağzına kadar dolduruyolar bide yaa gözlerim dolup dolup boşalıyo terler su gibi akıyo erenay durmuyo ayaklanmaya çalışıyo ayyyyyyyyy ne sıkıntı çektik anlatamam (burda anlattığım yarısı bile değil). tamam dedi iğneyi çekti Erenay bi sakinleşti ama içini çekiyo yavrum. ömrümün yarısı gitti o odada. Allah çaresiz dert dermansız hastalık vermesin kimseye AMİNNNN.
odadan çıktık hemen önündeki sandalyeye oturduk. dr şeker vermişti Erenaya onu açtık yalıyo biraz sakin ama benim bacaklar zangır zangır titriyo. babsı aldı kucağına ben gittim ödemeleri ve işlemleri yaptırdım (niye sen gittin bacakların titrerken diye soran olursa söliim, babasını istedi illa sıpa nolcek). ordan gittim kan alma odasınındaki hemşireye sordum ne zaman çıkar diye, 1,5 saat sonra dedi anaaam o kadar bekleyemeyiz çocuk acıktı ve hali kalmadı dedim. dr.un asistanına gittim dedim bööle bööle, iyi dedi siz gidin 2 saat sonra arayın beni dr.la konuşturiyim sizi. ordan öylece çıktık saat 3ü geçiyodu ki 1de gitmiştik hepimiz helak vaziyette eve geldik. bişeyler atıştırdık Erenayı uyuttuk bende yattım azcık uyuyim diye (bikaç gecedir oun odasında yerde yatıyorum ve beni hiç uyutmuyo sıpa) tam daldım bu uyandı aneneeee bağırıyo. aldım yanıma uyuduk yarım saat sonra kalktı baabbaaaa bağırıyo. babsıda içerde uzanmış uyumuş. ben kalktım çorap giydirdim su içirdim, tutturdu babbaaa diye ağlıyo. gittik yanına uyandı oda zavallım bıktı bizden napsın atamıyo satamıyo :) Erenay uykulu uykulu dolaşıyo ortalıkta kafası kalkmıyo. babası da söyleniyo: 2 aşı yapılırmıymış ikisi birden ağır gelirmiş, kanları niye 3 tüp alımışlar bide ağzına kadar doldurmuşlar napıcaklarmış o kadar kanı anam anam anamm diyim ben sana. ayy dedim sus yaa gerekliymişki almışlar eve götürüp turşu kurcak halleri yokya aaaaa. dr.da iki aşı yapmış çocuk zaten nezleymiş hapşuruyomuş haşat olmuş... sinir bastı banaaa...
gecede uyumadı bi türlü dön o tarafa dön butarafa ben yerde yattım parkenin üstünde :(( sabahta 7 de hortladı ama tabi biz saatleri almamıştık yani saat 8 olmuş ooo Erenay bey 8 e kadar uyumuş anam anam anammm.
hee sonra akşam üstü dr.u aradım sonuçlar nasıl diye, karaciğerde sorun yokmuş normal bulgular dedi kan dedim mükemmel dedi. nasıl yani dedim kan sayımı mükemmel dedi. iyi dedim ne diyim :) asistanı sonra faxlayacak bize sonuçları bizde bakcaz mükemmel mi değilmi diye.
işte böyle geçti bi gün sevgiler saygılar hörmetler...
/div>
posted by | <<0comments < <
<
< < <
<
26. yaşıma kadar anne olmayı hiç düşünmemiştim bile. Buna hazır olmadığımı söyler dururdum. Hazır olmak ne demekti? Ne kadar hazır olunabilirdi? Bebekten sonra hayatımızdaki neler değişecekti? Nelere ne kadar sabredebilecektim? Nelerden ne kadar feragat edebilecektim? Kafamda bunlar gibi bir sürü soru vardı ve hiçbirinin net bir cevabı yoktu.
Erenay doğmadan önce hayatımızdaki bazı şeyler değişmeye başlamıştı bile. En başta fiziksel değişim, iş yaşamımdaki değişiklik sonrada bazı şeylerden kısıtlanmak gibi...
Erenay doğduktan sonra hayatımızdaki değişiklikleri şöyle sıralayabilirim;
* İlk olarak sabretmeyi öğrendik. Bizim anlayamadığımız nedenlerle 3,5 ay boyunca ağlayışına sabırla derman olmaya çalıştık. Geceleri defalarca uyanmaya, alel acele yediğimiz lokmanın boğazımızda kalmasına, bir şeyi öğretmek için defalarca tekrarlamaya, "oğlum gözlüğünü çıkartma lütfen" komutlarımıza hiç aldırmadan üstelik gözümüzün içine baka baka çıkartmasına sessiz kalmayı öğrendik, gözüm gibi bakıp büyüttüğüm çiçeklerimin yapraklarını, yapma dememize rağmen teker teker kopartışına sabrettik ve sabretmeye gayret ediyoruz...
* Herşeyi sırayla yapmak alışkanlık haline geldi. Yemek yemek, uyumak, dinlenmek vs. Önceden sınırsız vakite alıştığımız için bu bize ilk başlarda çok zor geldi. Şimdi ise çok alıştık :)
* Sınırlı zamanda çook şey yapabildiğimizi gördük. Uyuduğu zamanlarda oğluma yemek yapmak, evle ilgilenmek, ofis işlerini tamamlamak, telefonla konuşmak gibi.
* En fazla ne kadar sessiz kalabilineceğini öğrendik. Odasının önünden parmak ucunda geçerken tıkırdayan fayanslarla kavga ettik. Kısık seste müzik dinlemeye tv izlemeye alıştığımız için aniden gelen yüksek seste ürker olduk.
* Karşılıksız sevmeyi öğrendik. Onun anne-baba diyişini dört gözle bekledik. Bir kelimeyle bu kadar mutlu olacağımızı söyleselerdi inanmazdık ama Erenay ilk anne dediğinde ben havalardaydım. Bana doğum hediyesiydi sanki. Ufak şeylerle mutlu olduk. Çok kızdığımız şeyleri yapmasından dolayı ona kızsakta en ufak bir gülücüğe yada bir öpücükle yelkenlerin suya inişini seyrettik.
* Erenay'dan önce evde durmayan sürekli gezen tatillere giden biz, şu sıralar herşeyimizi ona endeksleyip, dışarı çıkılacaksa ona göre hareket eder olduk. Karı-koca biryerlere gidemez olduk. Arkadaş çevremiz değişti artık daha çok, çocuklu ailelerle görüşür olduk. Sohbet konularımız hep çocuklarımızla ilgili oldu, yemeleri (daha doğrusu yememeleri), içmeleri, uykuları-uykusuzlukları, aşıları, kaka şekilleri, boyları-kiloları ve marifetleri gibi. Bakın bizim oğlan neler yapıyo, hadi alkış yap oğlum, seni kim yarattı oğlum, yavru kuşla annesi ormana nasıl gidiyolarmış anlat bakiyim (bunun öyküsünü bi ara yazarım), baba işe gidince sana ne getirecek?, baba maça gidince nasıl yapıyo?, balparmak yap bakiim oğlum vs vs vs...
* Onun sağlığı için gerekli herşeyi muntazam tutmaya çalışıyoruz. Aşı çizelgesi, büyüme-gelişme tablosu ve ne zaman ne yemesi gerekiyo gibi. Ona yararlı şeyleri sevdirip zararlı şeylerden uzak tutmaya çalışıyoruz. Eee tabi bu epey zor oluyor.
* Evde misafir ağırlamaya başladık. Erenay'ın doğumundan sonra anneanne-dede ve babaanne sürekli yatıya gelir oldular. Önceden sadece oturmaya gelip giderlerdi. Şimdi geldiklerinde gidemiyolar, giderken ağlamaklı oluyolarlar üstelik gittikten hemen sonra arayıp "ben oğlumu çok özledim" diye hayıflanıyolar. Yani Erenay sadece bizim hayatımızı değil tüm aile eşrafının hayatında müthiş değişiklikler yaptı. Canımız oğlumuz Erenay'ımız iyiki varsın iyiki değiştirdin hayatımızı...
*************************************************************
En çok kullandığımız 5 uyarı; (ben 5 uyarı dedim ama bizimki 5x5 şeklinde oldu)
* Erenay gözlüğünü ve bantını çıkartma nolur. Oğlum dur çekme bak onlar cici. Bantını kopartma o senin iyileşmen için gerekli. Oğluuum dur çıkartma gözlüğünü aaaa.
* Eyvah Çiçeklerrr!!! Yaa Erenay naaptın oğlum yinemi dağıttın çiçeğin topraklarını? Bak ellerin öö olmuş. Çekme oğluuum canları acır. Bak gördünmü koptu işte, hüüü ağlıyo. Öpelimde ağlamasın annecim tamam mı? (Erenay çiçeğin yaprağını tutar ve öper:) )
* Ayy düşüceksin oğlum dur yavaş çık sandalyeye ben yardım edeyim. Oğluum koltuğun kenarına oturma. Zıplama dedim tontişim ayağın burkulacak düşeceksin, aha işte düştün gördünmü ben sana yavaş demiştim. Acımadı dimi aşkımcım. Aferim benim oğluma hiç ağlamadı :))
* (Tiz bir çığlık ardından) Erenaaaaay ısırma dedim oğlum yaa çok acıttın bak kızardı zonkluyo. Hüüü ağlıyorum çok acıttın. -Erenay'ın tepkisi: anneee anneee ufff (olur ve yanıma gelip öper)
* Amman sakın oğlum atmaaaaaa. Bak yine telefonu kovaya attın aaaa artık çok kızıcam ama :((
* (Bu hemem hemen her akşam yaşanır) Tamam oğlum babanın işi çıkmış biraz gecikecek. Erenay ağlama annecim lütfen baba gelicek tamam mı? (Erenay hiç susmadan hatta volumü yükselterek ağlamaya devam eder ve kapıyı yumruklamaya başlar). Hadi babayı arayalım. -alloo babası gelicen dimi bak tontiş seni bekliyo. -allo oğlum gelicem şimdi köprüdeyim, sana ne getiriyim oğlum? (Erenay'dan cevap gecikmez) - mamma (der)
* O tvnin kumandasını hemen bırakırmısın oğlum hadi yerine koyalım. (Erenay direnir ve tuşlara basar) -aaa bak bozuldu hadi değiştirelim ve yerine koyalım. Erenay'dan bir çırpınış ve bir çığlık yükselir -AAAAAAAA. Kızgın bir şekilde kumandayı alır ve rastgele fırlatıp atar...
* Kulağına olmaz oğluuum, yapma duuur. Yaa Erenay yaa hiç kulağına su dökülürmü cık cık cık. Gel silelim çabuk...
* (Erenay eşofmanını bezini çekiştirir) Şimdi değil sonra çıkartıcaz çekme oğluum. (günde en az 3-5 sefer yaşanır) Ayyy fenalık geldi aaaaaa...

Daha yazacak çoook şey var ama benim tontiş oğlum uyandı ve şimdi ilgi zamanı...
/div>
posted by | <<1comments < <
<
<
<
<
<
Canım oğlum benim, kıyamıyoruz sana, senin hasta olmana... Birkaç gündür dışarı çıkıcam diye ısrar ettin seni kıramadım dışarı çıktık ve şimdi hastasın. Önceki gün fazla koşturmuştun, nefes nefese kalmıştın, terlemiştin ve sonuç; ateş ve öksürük... İnşallah daha ilerlemez de kısa sürede atlatırsın... Gece birkaç kez kalkıp üzerini örttüm çünkü sürekli açılıyosun. En son kalktığımda sabaha karşıydı ve üzerin yine açıktı, "buzz gibi olmuştur" diye düşünürken bi baktım ateşin var. Zaten o sırada sende uyandın ve ateşine baktım 38,2 idi. Kahvaltı yaptın ama sanırım miden kabul etmedi ve kustun. Sonra calpol verdim ve ıhlamur+papatya kaynattım, ılınınca çay niyetine içtin. Biraz salladım omuzumda ve şuan uyuyosun... Dileğim; uyandığında daha iyi olmadır minik sıpam benim...
/div> posted by | <<0comments < <
<
<
<Çarşamba, Kasım 30, 2005
<
Bunu sana üzülerek söylüyorum ama 10 kasım 05 Perşembe günü artık sütten kesildin sevgili oğlum... Artık sana süt üretemiyodum ve artık delikanlı olduğun kanaatindeydik :)) En başta senin psikolojini düşündük, senin için en uygun zaman olduğuna karar verdik ve artık gece anne sütü yerine su yada büyüme sütü içmeye başladın. Daha doğrusu biz sana büyüme sütü içirmeye çalışıyoruz ama sen reddediyosun. Ben daha zor unutacağını düşünüyodum doğrusu ama sen iki günde unuttun bile. Anneannen burdayken geceleri sen uyanınca o kalkıcaktı ve sen emmek istemiycektin ve istemedin de... İlk gece iki kez uyandın ikinci gece ise bir kez uyandın. Sonraki gecelerde pek uyumadın çünkü üstten 4. dişini patlatmaya çalışıyodun ve ağrın oluyodu uyumak istemiyodun. Neyse ki bi kaç gün içinde o dişinde patladı ve artık geceleri daha rahat ve uzun uyumaya başladın. O birkaç gün içinde dişin patladı dedim ama üstten 3. dişin çıktıktan yaklaşık 2,5 ay sonra çıktı. Dişlerini çıkartırken çok zorlanıyosun, ishal, huysuzluk, uykusuzluk, iştahsızlık vb bir sürü belirti var ama yinede dişinin patlaması zaman alıyo. Gün içinde arada bana yapışıp "anne memme" diyosun ama eminim yakında bunuda unutucaksın. Sütten kesildiğinde çocuklar artık daha iştahlı yermiş ve uykuları düzene girermiş... Ama bu senin için geçerli olmadı benim iştahsız oğlum. Önceleri yumurta, etli sebzeli haşlama, sebze çorbaları yemene rağmen yaklaşık bir aydır doğru düzgün bişey yemiyosun, çok zayıf görünüyosun, görenler bişey yedirmiyomusun bu çocuğa diyolar... Artık ye de büyü diye gözünün içine bakıyoruz...
/div> posted by | <<0comments < <
<
<
Saçların bu kadar uzamış ve kıvırcıklaşmıştı artık... Bu gidişe birinin DUR! demesi lazımdı berbere gittiğimizde çok sıkıldın ensene değen saçlar yüzünden sürekli kaşındın :)) O zamanlardan belliydi ne kadar sıkıntılı olacağın ..





/div> posted by | <<0comments < <
<
<
Bugün (24,11,05) kontrol için göz dr.una gittik. Gözlük taktıramıyoduk ve tek tedavi yöntemi olan bantla kapatmayı yapamıyoduk. Dr.'a ne diyeceğimizi bilmiyodum ama yinede fırça yemek pahasına da olsa kontrole gittik. İlk önce göze aletlerle bakıldı ve damla damlatılmak üzere dışarı çıktık. O sırada bizim sıpa sağa sola koşuşturmaya başladı. Gazete okuyan bi adamın gazatesine vurmasına ramak kala yakaladım. Eğer vursaydı adam sıçrardı kesin çok dalmıştı çünkü...
Muayeneye gözbebeği büyütücü damla damlatıldıktan sonra devam edildi. "Gözlük takılmıyo galiba" dedi dr. "Maalesef ne gözlük ne de kapatmayı uygulayamıyoruz" dedik. "Eee neden geldiniz peki" dedi açık açık. "Zorlayarak da olsa ne bantla kapatmayı yapabiliyoruz ne de gözlüğü kullandırabiliyoruz, sürekli çıkartıp atıyo. Bir çok yöntem denedik sürekli kucağımızda ve sürekli ilgili olduğumuz halde kesinlikle reddediyo. Biraz ısrar ettiğimizde de aşırı hırçınlasıyo, psikolojisini bozmaktan korkuyoruz" dedik. Dr.'un tek geçtiği şey "KAPATMA KAPATMA KAPATMA... Bu göz tembelliğini düzeltebilmemiz için şart olan tek şey tembel olan gözü çalıştırmak için sağlam olan gözü kapatmak " dedi. Acımasızca geldi söyledikleri bana içim kötü oldu ağlamak istedim orda. Ama istemesem de kabul etmek zorundaydım bunun tek tedavisi kapatmaktı... Ama bunu bizim tontişe anlatmak ne mümkündü... 3 ay sonra kontrole gelin ve bu arada mutlaka bu çalışmayı yapın dedi. 16 Mart'a kontrol için rand. aldık. Kontrol gününden sonra yaklaşık 1 ay kapatma yapamadık daha doğrusu savaş dövüş şeklindeydik ama hep Erenay galip geldi. Kendi iyiliği için olduğunu anlamıyodu tabi çocuk işte. Ama biz durumun ciddiyetini biliyoduk. Büyüdüğünde ve herşey için geç olduğunda bizi suçlayacaktı, ellerimi bağlasaydınız dövseydiniz de kapatsaydınız diye... Bunun da farkındaydık. Evlat işte kıyamıyosun ki... Bana öyle kayan gözüyle bakmaya çalıştığını gördükçe içim parçalanıyo. Bu bir özür değil, tedavisi mümküm bir hastalık iyi biliyorum ama yine de konduramıyorum. Bantı taktığımızda tembel olan gözüyle görücem diye uğraşmasını gördükçe kahroluyorum. Gerçi hep şükrediyorum tedavisi mümkün olduğu için ama yine de bazen dayanamıyorum işte.
31,12,05'ten itibaren hergün en az 1 saat kapatma yapabiliyoruz çok şükür. Ben mi daha sabırlıyım yoksa Erenay mı biraz daha laftan anlıyo anlamadım. Önceleri hiçbirşeyle oyalanamıyodu ama şimdi dahi bebek cdsiyle (baby einstein-newton) 27 dakika oyalanıyo. Birlikte cd izliyoruz, pencereden bakıyoruz, lego yapıyoruz ve yumuşak küplerden kule yapıp yumrukla yerle bir ediyoruz (bundan çok zevk alıyo ama çok kısa oyalanıyo). Tabi sakin durmuyo yine hırçınlaşıyo arada ama yinede çıkartmaması için elimden geleni yapıyorum. Hava biraz iyiyken bahçeye çıkıyoruz koştururken saatin nasıl geçtiğini anlamıyo. Anneannesi ve dedesi budayken daha rahat geçiyo kapatma seanslarımız, nöbetleşe oyalıyoruz çünkü :)
Neyse ki şimdilik yani 1 aydır gayet iyi ve hiç aksatmadan gidiyo inşallah bu kısa zaman içinde en ufakta olsa faydasını görürüz...
Canımız bitanemiz yüreğimizin içinde koccaman bir boşluk varmış o yokken, bunu şimdilerde farkediyoruz. İyileşmesi tek temennimiz. Biz elimizden gelen gayreti gösteriyoruz şifa Allah'tan...
/div>
posted by | <<0comments < <
<
<
Kolik sancılarından yavaş yavaş kurtuluyodun ve hayata daha güzel baktığını farkediyoduk. Hareketlerin dahada netleşmişti, istediğini yada istemediğini anlayabiliyoduk, istemediğinde suratını büzüyodun istemem der gibi. Babanın göğsünde ve omuzunda sallanmayı çok seviyodun uyuduğun halde yerine koymaya kıyamıyoduk.
Sen 3 ay 20 günlükken Yaren doğdu. Onu hastaneye ziyarete gittiğimizde sen durmadan ağlamıştın, değişik bi ortam olduğundan sanırım hiç rahat edememiştin.
İnsanları yabancılamaya başlamıştın, her gördüğün yabancı kişiye ağlıyodun. Havalar soğuktu ve seninle dışarı çıkamıyoduk. Sende bende evde sıkıntıdan patlıyoduk yani.
İlk bayramında tam 5 aylıktın, ilk önce babaannene sonrada anneannene gittik. Orda da kalabalığı gördüğünde ağlamıştın. Artık deden, anneannen ve babaanneni tanıyodun ve onları görünce ağlamıyodun. İlk yılbaşından birkaç gün önce baban burnundan ameliyat oldu, hastanede onunla resmin vardı ama maalesef telefonumuzu çaldılar ve ordaki birçok resmin ve video klibin kayboldu. Resimleri gittiği için üzgünüz ama sana birşey olmadığı için şükrediyoruz. Yılbaşı akşamı babaannen bizdeydi, sen erken uyuduğun için hepimiz erkenden yatmıştık. O günlerde akşam 8 olduğunda sen uyumuş oluyodun, günün bütün yorgunluğunu atıyodun üstünden ve gece iki üç kez uyanıp emmene rağmen yinede sabahın köründe uyanıyodun.
Bazen yalvarıyodum oğlum nolur biraz daha uyu diye Sen yapı olarak uykuyu çok sevmiyosun. Hele de 8 aylık olana kadar gündüz uykun hiç yok gibiydi, sadece emerken biraz uyuyodun ama yatağına bıraktığımızda hemen uyanıyodun. Neyse ki bu durum 9 aylık olduktan sonra değişti ve artık günde birer saatten iki kez uyuyodun ve bende o sırada dinleniyodum.
6 aylıkken dönme haraketlerini yapıyodun, yüz üstünden sırt üstüne dönüyodun, ayy bu bizim için çok büyük bi ilerlemeydi, ne kadar büyüdüğünü düşünüyoduk...
7 aylık olduğunda dönme hareketlerini tamamlamıştın artık top gibi yuvarlanıyodun. Yavaş yavaş emekleme çabaların oluyodu, bizde ayaklarından ittiriyoduk sana destek veriyoduk sözde O günlerde tutunup kalkmaya başladın, yatağının kenarlarından tutup ayağa kalkıyodun, bi gece ağlayarak uyandın bi baktım ayaktasın, çok şaşırmıştım. Bi gecede yine babaannen bizdeydi hepberaber salonda oturuyoduk, senin telsizinden bi ses geldi odana gelip baktım ve gülmekten yerlere yattım, baban benim gülme sesime geldi baktı oda gülmeye başladı. Sen uyanmışsın oturmuşsun ama kafan önde tekrar uyumuşsun ama yatmamışsın öylece oturduğun yerde uyuyosun. Çok gülmüştük bu duruma Sen 2 aylıkken sana oda telsizi aldık, odanda uyuduğun için gece uyanırsın da sesini duymayız diye almıştık. Çok işimize yaradı, nefes alsanda duyuyoruz.
8 aylık olduğunda emeklemeye başladın, poponu öne geriye sallayıp ellerinle ileri itiyodun kendini. (Kamera kayıtlarında var bakarsın). Havalar ısınmaya başlamıştı, artık seni pusetine koyup sitenin etrafında geziniyoduk. O sıralar göz kontrolü için göz dr.una götürdük seni. İlk dr.; sol gözünde göz tembelliği olduğunu ve 2 yaşından sonra ameliyat olman gerektiğini söyledi. Ona riayet etmedik, Acibadem de bi prfo.a götürdük o da; hemen ameliyat olmanı önerdi. Biz gözlük filan taksak geçmezmi dedik ama olmayacağını bu kaymanın göz kaslarıyla alakalı olduğunu ve basit bi ameliyatla düzeleceğini söyledi. Ameliyat ciddi bir şeydi ve sen daha 8 aylıktın, başka çareler aradık başka dr.lara götürdük. Sonra dünya göz hastanesinde bi prof.; ameliyata gerek olmadığını gözlükle %90 tedavi edilebileceğini söyledi. Hem şaşkın hem sevinçiydik. Gözlük numaralarını verdi (sol göz, +4,50, sağ göz, +3,00). Hemen gözlük aldık sana, ilk 3 gün hiç itiraz etmeden taktın ama sonra çıkartmayı keşfettin. Biz takıyoduk sen çıkartıyodun. Önce alıştırmaya çalıştık günde bir kaç saat taktırdık ama sürekli kucaktaydın ellememen için. Gözlük takmanın yanı sıra birde sağlam gözüne yani sağ gözüne bir bantla kapatma yapıyoduk. O bantın görevi, sağlam olan gözü kapatarak tembel olan gözü çalıştırmaktı. Bunuda sadece bi ay kadar yapabildik sonra bantı çekip alıyodun gözünden. Pusetinle bahçeye çıkarken takıyodum gözlüğün ve bantını, dışarda sağa sola bakarken aklına gelmiyodu çıkartmak. İlk kontrolüne gittiğimizde gözlüğü sürekli taktıramadığımızı söyledik, bu sefer numaraları değiştirdi (sol göz; +3,50, sağ göz, +2,50). Ve kontrol ettiğinde ne ilerleme nede bi gerileme olmadığını söyledi. Kapatma çalışmasını yarım saate çıkarttı ama sen bunada izin vermedin. Bantla aran iyi değildi sürekli elinle çıkartıyodun, gözlüğü hiç takmadın nerdeyse. Dr.u arayıp durumu anlattım gözlüğü takmadığını söyledim, bu durumda üstüne gitmememizi ve kapatma yapmak yerine bir damla verdi ama o damlayıda damlattırmadın gözüne. Babanla ikimiz güç yettiremedik ellerinle kuvvetlice itiyodun ellerimizi. Sonra bıraktık kendi haline seni. 24,11,05 te tekrar kontrolün var bakalım nolucak dr. ne diyecek. Umarız bir sorun olmadan gözün sağlığına kavuşur canım oğlum. Bu kayma ameliyatlarının basit olduğunu biliyoruz ve gözünde daha kötü bişey olmadığı için dua ediyoruz.
28 martta artık tamamen emeklemeye başladın. 26 nisanda taytay duruyodun emeklemeler yetmedi ayağa kalkıp yürüme çalışmalarına başladın. 9 mayıs ta iki adım, 12 mayıs ta 5 adım ve bir kaç adım daha derken 29 mayıs ta 11 aylıkken yürüdün. İlk dişin (sol ön attaki) 3 haziran 05 de çıktı. İkincisi ise 30 haziranda patladı. Dişlerini çıkartırken çok zorlanıyosun, ateş, ishal huysuzluk uykusuzluk ne ararsan var ama ortada diş yok... Şuan bile hala 5 dişin var ve 6.yı çıkartmak için cebelleşiyosun.
Doğum gününden birkaç gün önce bana “ANNA” dedin kulaklarıma inanamadım.
Doğum gününde sevdiklerimiz bizimleydi. Baban ve ben, anneannen-deden, babaannen, teyzenler, dayınlar, neco dedenler, halise teyzemler, muka teyzenler ve batuşlar... Sade ama güzel bi gün oldu. Sen pek bişeyin farkında değildin ama kalabalığa kısa sürede alışmıştın. Güzeller güzeli Yaren'le, Demir'in hediyesi havlayan ve müzik çalan köpekle epey oynadılar. Artık yabancılama huyun kalmadı ama insan seçiyosun, herkese hemen gülmüyosun, yabancı birini görünce hemen elimi tutuyosun. O günlerde seni tatliş diye seviyoduk ve sende bigün tatlişş gibi bişey dedin şaşırdık. Sonra güzelce tatliş dedin. Karpuzu pek sevmiştin ve biz karpuuz dediğimizde sende ona benzer bişey demeye çalşıyodun. Ayrıcada calpol de diyodun (ağrı kesici ateş düşürücü şurubun, onuda çok severek içiyosun). O ay sitede havuz açıldı. Seni suya sokmak istemedik ama sen suyu gördükçe çırpınıyodun girmek için. Sana küçük bi havuz aldık içine su doldurup havuz kenarında oynatıyoduk ama senin gözün hala büyük havuzundaydı. Bigün birlikte girdik havuza sen önce soğuk diye irkildin ama sonra çok sevdin çıkmak istemedin. Baban işten gelince bizide alıyodu birlikte gidiyoduk, önce baban giriyodu sonra o seninle ilgileniyodu ben giriyodum. Zaten sen doğduktan sonra biz herşeyi sırayla yapmaya başladık ister istemez... Yemeği sırayla yiyoduk, sırayla uyuyoduk vs. yani pek bi yaramazsın da daha yaramazlıklarından bahsetmedim diye çok uslu bi bebekmişim diye düşünme...
/div> posted by | <<0comments < <
<
<
Doğduğun günden beri huysuzlukların hiç bitmedi be oğlum. Sürekli mızmız bi halde dolaşıp duruyosun. Sürekli benimle olmak istiyosun, senden 5 dakika vakit bulup kendim için hiç birşey yapamıyorum. Ama şikayetçi değilim, sen benim biricik oğlumsun sana canım feda. Gece uykusuzlukların bitmek bilmiyo. 12. aydan sonra emzirme işine sadece geceleri olarak devam ediyoruz. Uyanıp uyanıp emmek istiyosun, süt gelmeyince çığlık çığlığa bağırıyosun. Şuan 17 aylık olmana rağmen hala memeye olan düşkünlüğün bitmedi. 18 aya kadar emzirmeyi düşünüyorum ama kessek daha iyi olurmuş dr. öyle diyo. Gündüz yemek yemek istemiyosun, geceleri biberon almıyosun ve uykuların bölünüyo, memeyi kesince bunların hepsi düzelirmiş ama biz sana kıyamıyoruz. Emerken öyle huzurla doluyosunki, suratının ifadesine bakmaya doyamıyoruz babanla. Sanki başka bi alemde yolculuk eder gibisin emerken. Gündüz yemek yesen emzirmeye 2 yaşına kadar devam edicem ama memeden umudunu kesmeden yemek yeme isteiğin olmaması normalmiş. Bakalım napıcaz... Babanla aranız çok iyi. Onu ayrıca bi seviyosun, hele de şu aralar o işe gidince babamda babam diye ağlıyosun. Özellike p.tesi günleri başımın etini yiyosun, hafta sonu alıştığın için p.tesilerimiz zorrr geçiyor sevgili oğlum... Yaklaşık 8 ay boyunca gündüz uykuların yok gibiydi sadece emerken uyuyodun ve bende dinlenemiyodum. Arada bikaç günlüğüne anneannen deden yada babaannen geliyodu, bende kendime bi iki saat ayırabiliyodum. Sürekli eteğimde beni tırmalayan bi halin vardı gerçi hala öylesin. Yürümeye başlayınca biraz kendi halinde oynarsın diye düşünüyoduk ama hala kendi kendine oynamak istemiyosun. Sürüyle oyuncak aldık, birçok araba aldık ama hiç biriyle 5 dakikadan fazla oynamıyosun. En sevdiğin oyuncaklar, şişe ve kapakları, açılıp kapanan dolap vs kapıları, fırının kapağı, tv kumandaları, bilgisayar klavyesi ve mouseu, damacana bidonu, ev ve araba kapıları açıp kapamak... Normal çocuklar gibi arabanı alıp sürmekten zevk almıyosun, sadece açılan kapaklarıyla biraz oynayıp sıkılıp atıyosun. Hareketli şarkılar çıktığında poponu sallayıp zıplayarak tempo tutuyosun. Tam 6 aylıktın alkış yapmayı öğrendin, hafızan süper valla bi gördüğünü hemen tekrarlıyosun. Bide babaannen sana “buraya bi kuş konmuş bu tutmuş bu yemiş” oyununu öğretti, bi kaç göstermeden sonra hemen öğrendin. Sonunda “dövmüşler dövmüşler bu küçücük kalmııış” kısmında bi elinle diğer eline vuruyodun sanki onu döver gibi. Akşamları camdan bakıp “gel babası gel gel” diye söylediğimde sende tempo tutup “babba” demeye çalışıyodun. Baba dedikten sonra uzun bi süre babana dadda dedin. Buda onun çok hoşuna gidiyodu. Anne demeye ilk olarak 12 ay civarında başladın. İlk önce anna diyodun sonra zamanla anne dedin. Şimdilerde de anne diyosun ben sana oğlum diyorum sen anne ben oğlum böyle devam ediyo. Bunu birde babanla yapıyosun, o sana oğlum diyo sen ona babaa diyosun, bu hepimizin çooook hoşuna gidiyo. Geçen hafta bayramdı bu senin üçüncü bayramındı ama sanırım sen bunu ilk sanıyosun. Çünkü diğer ikisinde daha çok küçüktün. Bu bayram bayramlıklarını giydin ve sabah babaannene gittik, orda amcanlarla kahvaltı yaptık, epey kalabalıktı ama bu sefer ordaki herkesi tanıdığın için yabancılık çekmedin ve çok eğlendin. Özellikle amca kızlarınla (Zeynep-Sibel) aran çok iyi, seni hiç bırakmıyolar. Zeynep sana yumruk atmayı öğrettti, yumruk at Erenay dediğinde sıkı sallıyosun valla canımız acıyo inan. Babaannenden öğlen çıktık annaannene gittik, ordada teyzenler ve dayınlar vardı. Orda da keyfine diycek yoktu yani. Çok seviliyosun sıpa oğlum benim çooookkk Dün gece yine uykusuz bıraktın beni oğlum yaa. Akşam erken uyudun gece olmadan uyandın ve tekrar uyudun, sonra da sabaha karşı bi uyandın töbe billah uyumadın, salla salla ayaklarım şişti ama sen uyumıycam diye inat ettin. Bezini değiştirdim su içirdim filan ama yok uyumadın. Sonra salıncakta salladım zorla uyudun. Bende koltuğa yasladım kafamı öylece uyumuşum dizinin dibinde. Fırının kapağıyla oynamayı çok seviyosun demiştim ya, nihayet onuda kırdın... Kapağı açıp kapatman yetmezmiş gibi birde üstüne çıkmaya çalışınca kapak çaat diye kırıldı... Bugün sabahta koli bandıyla yapıştırdım, umarım onuda sökmezsin. Elektrik prizleriyle de aran oldukça iyi... Bişeyler bulup mutlaka birinden birine sokmaya çalışıyosun. Emniyet kapakları aldım ama sana vız geliyo onlarıda açmaya çalışıyosun, eminim yakında onuda çözersin. Gözlerin fıldır fıldır, etrafına sürekli meraklı gözlerle bakıyosun. Nerde ne yaramazlık yapabilirim diye strateji üretiyosun sanki. Koltukların yada masanın üstünde olan örtü vs türü şeyler seni çoook rahatsız ediyo, onları çekmek için elinden geleni yapıyosun. Şimdi artık birşeylerin üstüne çıkıp daha yükseklere ulaşmak gibi bi isteğin var. Mesela bulduğun yastık kova vs şeylerin üstüne çıkıp mutfak tezgahına yetişip ordakileri aşağıya atmaya bayılıyosun. Kumandaları yada eline ne geçerse ya lavaboya ya küvete yada su dolu kovalara atıyosun. Geçen gün telsiz telefonu attın kovanın içine, kuruttuk şimdi çalışıyo ama ses kısıklığı oldu ses net gelmiyo yani... Geçen aydan beri fıstık yap diyince, elinle makas alır gibi yapıp yanağımızı sıkıyosun... Mımmı mımmı diye ses çıkartıp tesbih çekiyosun... Ev ayakkabılarının üstündeki maymunu görünce mammi diyosun. Artık herşeyi anlıyosun, terliklerim nerde oğlum getir bana diyince arayıp bulup önce birini sonra diğerini getiriyosun bana. Yada ayakkabılarını getir atta gidicez diyince hemen ayakkabı arıyosun giydirincede attaaa diye seviniyosun. Bugün dedenle anneannen bizde (10,11,05), öğlen mutfakta yemek yapıyoduk, baktım sen anneee diye seslenip ııı ııı diyerek bişeyler söylemeye çalışıyosun, noldu oğlum dedim bi baktım ayakkabı dolabına ulaşmaya çalışıp ayakkabılarını gösteriyosun, bunlarmı oğlum dedim atta dedin, hava soğuktu ama kıyamadım sana, sıkı giydirip çıkartıyım dedim, dedende birlikte markete gittik, deden sana çikolata aldı bizede ekmek. Gelirkende elini bıraktık heyecanla koşuşturdun... Canım oğlum artık hızla büyüyosun...
/div> posted by | <<0comments < <
<
<
Hoşgeldin bebeğim...
Sedyede taşınırken hafiften uyanır gibi oldum, hayal meyal babanı gördüm ve “bebeğim nasıl elleri ayakları varmı” dediğimi hatırlıyorum. “oğlumuz çok iyi çokta güzel” dediler, “karnım acıyooo” diye bağırıyodum. Sonra anneanneni, Muka teyzeni ve Halis amcanı gördüm, onlarda senin sağlıklı ve de çok güzel olduğunu söylediler. 19 Haziran 2004, Cuma gecesi ve ya c.tesinin ilk saati olan tam 01:00’de, 3,220 gr ve 49 cm. doğdun. Seni görmek için iyice sabırsızlanıyodum. Ve o an... Babanın arkasından hemşirenin taşıdığı küçük bi bebek arabasıyla geldin. Mavi tulumlarını giydirmişlerdi ve çok güzel görünüyodun. Minnacıktın kucağıma alamam biyerini acıtırım diye düşündüm bian. Ama sana dokunmak için onca zaman beklemiştim ve dahada bekleyemezdim. Hemşire seni kucağıma bıraktığında acemice tutmaya çalıştım, yüzüne baktım kırmızıydın ve dudakların titriyodu. O an sana kavuştuğum için dua etmeye başladım, Allah’ım onu bize iyiki verdin, sağlıklı doğdun diye şükrediyodum şaşkın şaşkn . Sonra ilk yemeğini yemen için kolları sıvadık, sanki içerde alıştırma yapmışsın gibi gayet bilinçli emmeye başladın biz hayrete düştük... Çok acıkmıştın besbelli şapur şupur emiyodun. O gece sık sık yanımıza getirdiler seni ve sık sık emdin ve karnını iyice doyurdun...
O gece anneannenle ertesi gece de babanla kaldık. Hastaneye seni ziyarete gelmişlerdi. Deden zaten yanımızdaydı, teyzenler ve enişten, Ebru teyzen Burhan amcan ve Batuş, Dr.Uğur Bey (patronum), Muka teyzenler, Nurgül teyzenler (hatırlayamadıklarımda olabilir). Sonraki gün taburcu olduk. Eve geldiğimizde seni odana götürdük ama sen orda kalmak istemedin ve ağladın alın beni burdan der gibi Ben hala ağlıyodum anne olmanın verdiği duygularla, ve yaklaşık 1,5 ay boyunca herşeye ağlamaya devam ettim... Hastanede hiç ağlamayan sen, eve geldiğimzde borunu öttürmeye bşlamıştın, bi ıngaa diyince herkes başına toplanıyodu. Baban babaanneni almaya gitmişti akşam üstü geldiler. Biz yorgun argın yatakta uzanmıştık seninle. Sen yanımdaydın artık, durup düşününce inanamıyodum gerçekmiydin diye. Sana bakıp bakıp ağlıyodum, o kadar küçük ve güzeldin ki bakmaya doyamıyoduk hiçbirimiz. Evde herkes iş bölümü yapmıştı, babaannen mutfaktaydı bütün gün yemek yapıyodu, annaannen sana ve bana bakıyodu, babanda getir götür işlerine bakıyodu. Evdeki ilk gecemizde, seni bizim odada senin için tahsis ettiğimiz minderlerini çıkarttığımız koltuğa yatırmıştık. Bi ıngaa diyişine herkes seferber oldu. Zevkle uyandım ve annelik görevinin en büyüğü ve en zevklisi olan seni doyurma çalışmalarına başladım. Hiç durmadan emmek istiyodun, satlerce koltukta kalıyodum, gelen geçen acıyodu halime. Ameliyatın verdiği ağrılar bi yandan, senin sürekli emmek istemen beni çok yoruyodu ama ben mutluydum halimden, hamilelikte aldığım onca kiloya rağmen sen yanımdaydın ve ben senin sağlığın dışında bişey istemiyodum.

İlk banyonu 3 günlükken babaannenle anneannen yaptırmışlardı. Suyu pek sevmiştin, kedi gibi hiç sesin çıkmıyodu Resimlerinde delilleri var...
Bi sonraki gün teyzenler ve deden geldi tekrar, herkes seni sevmek için sıraya girmişti resmen. Çok güzeldin canım oğlum benim sana bakmaya doyamıyodum...
İsmin konusunda hala kararsızdık, kimi Alper kalsın isterken kimi de ERENAY olsun istiyodu. Tam 5 günlüktün, bi akşam anneannen babaannen ve baban oturuyoduk, bu çocuğun adını koyalım artık dediler. Karar verdik ve artık senin adın bi daha değişmemek üzere ERENAY olarak kaldı. Umarız bu ismi severek kullanır ve anlamını taşırsın. Anlamı ise: Ermiş olan Ay gibi nurlu kimse.
Sonra evede bir sürü ziyaretçilerimiz geldi. Burdaki komşularımızın nerdeyse hepsi seni görmeye gelmişlerdi. Bi hafta sonra büyük amcan (biz ona deden diyoruz) yengen ve amca çocukların geldi. Herkes seni çok seviyodu. Meğerse herkes senin gelmeni bekliyomuşta benim haberim yokmuş...
Anneannen tam 1,5 ay boyunca yanımızda kaldı, babaannen bi hafta kaldı, deden eve gidip geliyodu sürekli... 42 günlükken teyzemler geldi seni görmeye. Sevim teyzem, Maviş, Arzu, Vesile ve Aynuk. Ve tabiki çocukları Yiğit, Mehmet ve Burak ta... Sen doğmadan önce sağlıklı doğarsan senin için kurban kesip mevlüt yapıcaz diye söz vermiştik. 3 ay 10 günlükken mevlütümüzü yaptık. Onada gelenler oldu sağolsunlar. Birgül teyzem, Naime yengem, Elif, Gül ve Batuş seni ilk kez görmüşlerdi, onlarda çok sevdiler.
Anneannen 1,5 ay sonra artık evine temelli dönüş yaptı. Vedalaşırken ağlaştık ve ben yalnız ne yapıcağımı düşünüp panik oldum birden. Seninle yalnız kaldığım ilk gün sen kusmaya başladın napıcamı bilemedim, dr.u aradım normal olduğunu söyledi. Gruptaki arkadaşlara sordum hepsi olur böyle şeyler demelerine rağmen napıcam diye endişeleniyodum. Akşam olmamıştı bi türlü. Sonra baban gelince biraz rahatlamıştım. Çocuk bakımı konusunda bi tecrubem yoktu nerde ne yapacağımı bilmiyodum. Gerçi sen doğmadan çok kitap okuduk ama yinede pratikle çok farklıymış okumak...
O günler hep telaşlı geçti bizim için. Her akşam baban gelince banyonu yaptırıyoduk. Birde tam 3 ay boyunca kolik denen bi sancıyla boğuştun yavrucum. Akşam üstü başlıyodu geceye kadar bar bar bağırıyodun hiç bi ilaçla geçmiyodu ve sürekli ağlıyodun. Çok üzülüyoduk ama bişey yapamıyoduk, sadece kucağımızda gezdirerek biraz sakinleştirebiliyoduk seni. 3 ay sonra birgün ansızın geçiverdi. Akşam oldu baktım ağlamıyosun şaşkınlıla yatağına koydum seni baktım ses çıkartmadan uyudun. Baban gelince oda şaşırdı bu duruma. Gidip gelip bakıyoduk sana. Sonra o 2 ay boyunca, karnın toksa altın temizse, yatağına koyduğumda kendiliğinden uyuyodun. Sonra ne olduysa kucağa alıştın ve hala sallanmadan uyumuyosun seni sıpa seni... Seni çok seviyoruz canımız bitanemiz oğlumuz ERENAY’ımız...
/div> posted by | <<0comments < <
<
<
Senin varlığını anladığımızda sen 5 haftalık küçücük bi çekirdek kadardın. Seni ilk gördüğümüzde şaşakalmıştık, 6 hafta 1 günlük olmana rağmen küçücük bi kesenin içinde sadece kalbin vardı ve pıt pıt atıyodu. Çok heyecanlanmıştık hatta gülmüştük çıkardığın seslere ... İlk 4 ay sürekli mide bulantılarıyla geçti, o küçücük kesenin içinde yaramazlıklar yapıyodun. Geleceğe dair sinyaller veriyodun sanki “ ben yaramaz bi çocuk olucam” diye. Seninle birlikte yürüşlere gidiyoduk, öğlene kadar yürüyoduk sonra sana sevdiğim yemeklerden gönderiyodum sende afiyetle yiyodun Sana gözüm gibi bakmaya çalıştım hep. Sağlıklı ve güçlü ol diye süt ve yoğurdu hiç ihmal etiyodum ve sık sık su içiyodum. Sen ne kadar yaramazlıklar yapıp beni usandırmaya çalışsanda, ben yinede sana kavuşmak için dualar ediyodum. Çok tuhaftı senin için hissettiklerim, kelimelerle ifade edemiyorum bile. Accayip bi sevgi, bağlılık ve bi o kadar da korku. Sana kavuşamıycam diye korkuyodum nedense... İlk hareketini hissettiğimde tam 18 haftalıktın, biraz tembel çıktın sanırım Bi gece baktım hareket ettin, öyle heyecanlandım ki, hemen babanı uyandırdım oynadı oynadı diye. Ve işte o günden doğduğun ana kadar kıpır kıpırdın hiç yerinde durmuyodun. Bi an önce sana kavuşmak için sabırsızlanıyoduk gün sayıyoduk. Artık seni cihazdan sık sık görüyoduk, babanla her bakışımızda yüzünün şeklini bana benzetiyoduk. Yanakların tombul tombul görünüyodu orda, şişko bi bebek olacağını düşünüyoduk hep. Oysa ki 3,220 gr ve 49 cm doğdun... Her kontrolde sağlıklı olduğunu öğrenince sevinçle ayrılıyoduk klinikten. Arada tuhaf çıkışların oluyodu ve karnım füze gibi şişiyodu, dr amcan da “yaramaz olucak bu çocuk” diyodu hep... Haklıymış... 35 haftalık olmana ve aklımızda birkaç isim olmasına rağmen adına bi türlü karar verememiştik. En sonunda o gün babanla da anlaştık ve karar verdik ALPER olsun dedik. İkimizde sevmiştik bu ismi. O gece rüyamda ben sana ERENAY ERENAY diye seslendiğimi duydum. Kendi sesime uyandım, babanda uyandı o anda. Rüyamı anlattım hayırdır dedik. Sonraki zamanlarda hep bu iki isim arasında kaldım. Acaba sen Alper ismini sevmemiştin de bize bi sinyal mi göndermiştin diye düşündük. Ama doğana kadar hep bu isimle seslendik sana. Hamileliğim süresince çok çilek yedim senin için. Herkes, çilek yersen bebeğin çilli olur diyolardı ama öyle olmadın Gerçi sen çilli olsan da yinede severdik biz seni... Bu sıralarda annelerklübü diye bi gruba üye oldum, orda benim gibi bir sürü hamile ile hamilelik ile ilgili çeşitli konularda paylaşımlarımız oldu. Yonca teyzenle orda tanışmış ve iyice kaynaşmıştık. O da o zamanlarda sanırım 4 aylık hamileydi, onunda oğlu olacaktı ve adıda hazırdı, Alp Tuğkan... Tuğkan senden tam 2 ay 1 gün sonra doğdu. O grupta bir arkadaş daha edindik, daha doğrusu bir haftaş... Seninle aynı zamanlarda doğacaktı ve adı Berke idi, annesininki ise Defne... Berke senden 4 gün sonra doğdu... Artık odanı hazırlamaya başlamıştık, badana yapıldı, mobilyaların geldi, tül perdeni astık (ki onu çok beğenerek seninde beğeneceğini düşünerek almıştık), Kıyafetlerini yıkayıp ütüleyip dolaplarına yerleştirmiştik anneannenle birlikte. O gün çok yorulmuştuk ama değmişti, oğlum için herşeye değerdi. Artık herşey hazırdı ve senin gelmeni dört gözle bekliyoduk. Normal doğman gereken zamanı beklemeden birgün ansızın “ben artık dünaya gelmek istiyorum” der gibi gelmek istediğini belirttin bize. O gün 37 hafta 2 günlüktün yani 8 ay 2 haftalıktın daha. Klinikteki kontrolümüzde herşey normal giderken birden kalp atışlarının düşmeye başladığını gördük, ben çok korktum sana bişey olucak diye. Baban hemen hemşireleri çağırdı, onlarda dr.u... Dr. Koşarak geldi ve beni yan tarafa çevirdiler birde şeker verdiler. Tansiyonmu düşmüştü korkudan. Bikaç dakika sonra kalp atışların normala dönünce rahat bi nefes aldık. Dr.la konuştuğumuzda artık doğman için hiç bi engel kalmadığını söyledi. Bizde zaten bi an önce kavuşmak istiyoduk sana. O gece hastaneye gidip bi test daha yaptırmamızı ve bunun sonucuna göre doğum tarihini belirleyeceğimizi söyledi. O sabah anneanneni eve bırakmıştık, doğuma yakın tekrar gelicekti ama sen bian önce gelmek isteyince akşam tekrar gittik dedenle birlikte anneannenide aldık. Eve geldiğimizde hepimiz heyecanlıydık. Onlar yemek yedi ama ben yiyemedim biraz yoğurt yedim birazda su içtim. Saat 10’da annennen ve babanla birlikte, Çamlıca Hayat Hastanesine gittik. Orda da o testten yapıldı, önce herşey yolundaydı ama sorna baktık ki sen artık gelmek istiyosun hemen dr.u aradık, o da hazırlıklara başlansın dedi. Ben heyecandan ağlamaya başladım. Nasıl doğucaksın diye korkuyodum. Sonra dr. amcan geldi, ne bu halin dedi korkuyorum dedim. Beni sedyeye alıp dooğru ameliyathaneye getirdiler. Ameliyathanenin kapısında babana ve annaannene ağlayarak el salladım ve içeri girdik. Ameliyathaneye girdiğimde saat 00:30’du. Gözlerim sımkısı kapalıydı, anestezi dr.u neden gözlerin kapalı uykunmu var dedi, korkuyorum dedim. Dr.un geldiğini gördüm, bi diyeceğin varmı başlıyoruz dedi, “oğluma iyi bakın” dedim ve uyudum....
/div>
posted by | <<1comments < <
< <